1 Ekim 2013 Salı

Hacetevi Projesi için adaçayı-kekik-karabaşotu ekim-dikim çalışmaları sürüyor

Bugün önce viyollerde yetişen kekikleri ve karabaş otlarını seradan çıkartıp gün ışığına teslim ettik. Yine adaçayı tohumundan ekim yaptık. Kekik çeliklemesi de yapılacak. Bitkilerimizi izleme, yoklama; olmuyorsa yeniden deneme çalışmaları sürecek. Birkaç gün içinde de (zamanı geldi) meşe palamudu toplamaya başlayacağız. İlgilenen gelsin lütfen, herkese çok selam. Elinde karabaş otu, kekik, adaçayı (salvia triloba) tohumu olanlar bizimle paylaşırsa çok sevineceğiz.

30 Eylül 2013 Pazartesi

hacetevi projesi

Datça Yerel Tarih Derneği, Datca Çevre ve Turizm Derneği ve Hızırşah kooperatifinin yürüttüğü Hızırşah (Batır) Hacetevi tepesi projesi çalışmalarının hexacopter ile hava çekimleri yapıldı.


Datça Bozburun Yarımadası Korumada Öncelikli Memeli Türleri Eylem Planları

Doğa Araştırmaları Derneği DAÇEV ortaklığı ile yürütülmekte olan Datça Bozburun Yarımadası Korumada Öncelikli Memeli Türleri Eylem Planları projemizde fotokapan çalışmaları devam ediyor. Uzman Biyolog Yasin Ilemin tarafından sürdürülen çalışmada Önemli Doğa Alanı'nın memeli varlığı ve türlere yönelik tehditler ortaya koyuluyor...

10 Haziran 2013 Pazartesi

Bugün Bene Yarın Sene

http://www.kenthaber.com/ege/mugla/datca/Haber/Genel/Normal/bugun-bene,-yarin-sene/3b7440da-679a-48ba-90db-672e9d1421ad
Datça-Bozburun Yarımadasını konu alan araştırmaların yanı sıra, geleneksel bilginin paylaşılmasını da kapsayacak olan etkinlik programında 13 ve 14 Haziran tarihlerinde Muğla Üniversitesi Kâzım Yılmaz Meslek Yüksek Okulu konferans salonunda yapılacak, sözlü sunumlar, poster sunumları, video ve slayt gösterileri yer alacak. Söz konusu etkinlik, 15 Haziran Cumartesi günü, Datça Kent Parkı’nda Bozburun çalgıcıları, Datça’lı maniciler, yöre türküleri ve halk oyunları eşliğinde keşkek ve lokmaların ikram edileceği, bölge çocuklarıyla seramik atölyesi ve elişi çalışmalarının yapılacağı geniş kapsamlı bir şenlikle sona erecek.

NOT: BU 3 GÜNLÜK ETKİNLİK DATÇA'DA GERÇEKLEŞİYOR.

14 Mart 2013 Perşembe

Gebekum korunmalıdır!

Derneğimiz üyesi Cengiz Karaköse'nin yazısını paylaşıyoruz. DOĞA HARİKASI GEBEKUM NASIL OLUŞTU? Günümüzden 2 milyon yıl önce, Gökova Körfezi, Datça Yarımadası ve Hisarönü Körfezi suların altında tek bir parça halindeyken, günlerden bir gün Datça Yarımadası Ege ile Akdeniz’in sularında yıkanmaktan bıkıp su yüzüne çıkınca, yarımadamız bu günkü haline yakın bir görünüm kazandı. Bu su yüzeyine çıkış, yarımadanın kuzey ve güneyinde yer alan iki fayın yardımıyla oldu. Faylar harekete geçip yarımada su yüzeyine çıkarken, kuzeyiyle güneyindeki kayalar da tıpkı bir tahterevallide olduğu gibi, biri yükselirken diğeri çökmeye başladı. Datça Yarımadası, faylar sayesinde su üzerine çıkarken, kuzeyde Gökova Körfezi, güneyde ise Hisarönü Körfezi denizin derinlerine inip çöküntü havzalarını oluşturmuş, sonunda bugün gördüğümüz topografya ortaya çıkmıştır. Konuya birazda jeoloji terimleri katacak olursak, körfezlerde alçalma (graben) olurken, yarımadanın kendisi yükselmiştir (Horst). Faylar hareket ederken, kuzeydeki fay daha fazla hareket edince, kuzeydeki kayalarda, güneydeki kayalara göre daha fazla yükselmiş, yani daha fazla yukarıya çıkmıştır. Kuzeyin fazla yükselmesi, buradaki kayaların zaman içinde daha fazla aşınmasına sebep olmuştur. Sonuçta kuzeydeki kayalardan aşınan kum, çakıl, kil, mil gibi malzemeler, dere ve rüzgâr yardımıyla güney kıyılarına doğru taşınmıştır. Taşınma, yüz binlerce yıl akan dereler ve esen rüzgârlar sayesinde olmuştur. Sonuçta kuzeydeki tepeler aşınmış, oradan kopan kum, çakıl ve kil güneye, Gebekum’a doğru taşınmıştır. Doğanın binlerce yılda verdiği bu uğraşın sonunda, yarımadanın güneyinde bugünkü kıyı kumulları toplanmıştır. Yakın bir zamana kadar inşaatlarda kullanılan bu kumul, uzun süre talan edilince, kıyıdaki kum örtü zamanla azalmış, dalgaların kırıldığı yerde yalı taşları (beach-rocks) ortaya çıkmıştır. Kıyı kumul gibi 1,8 milyon yaşında olan bu yalı taşları, yarımadanın güneyi kumla örtülüyken oluşmuş kayalardır. Kum, çakıl, kil gibi malzemelerin kıyıda yığılmasından sonra, Gebekum’un alt bölümlerindeki suda bulunan kirecin, kum ve çakılı birbirine yapıştırmasıyla yani çimentolamasıyla oluşmuştur. Yalı taşları genelde, buharlaşmanın yoğun olduğu yerlerde görülür. Yıllar sonra kumulun üstündeki gevşek kum örtü, inşaatlarda kullanmak için talan edilince, alttaki sert yalı taşları ortaya çıkmıştır. Gebekum’un yalı taşları, bugün önemli bir görevi üstlenmiş olup, azalan kumun denize taşınmasına engel olmakta, bir anlamda onu korumaktadır. Bir buçuk milyon yıl boyunca durmadan güneye taşınan kum ve çakıllar, en sonunda Gebekum’da güzel bir kıyı kumulu oluşturmuştur. Bu kumul, günümüzde de çökelmeye devam ediyor. Türkiye’de korunabilmiş az sayıdaki doğa mirası kıyı kumullarından biridir. Patara ve pek çok yerde gördüğümüz gibi denizden gelen kıyı kumulu olmayıp, karadan taşınıp gelen bir kumuldur. Bu nedenle, gelecek kuşaklara aktarmak için mutlaka ve özenle korunmalıdır. Yüz binlerce yılda derelerin ve rüzgârın çalışıp didinerek biriktirdiği bu doğa harikası oluşumu, insanlar 30 yıl gibi kısa bir sürede talan edip, bugünkü çıplak yalı taşlarına çevirmeyi başarmıştır! Neyse ki 2001 yılında alınan bir kararla, kumulun önemli bir bölümünü koruma altına almıştır. Doğa harikası bu kumulun üzerinde, binlerce yıldır kendine özgü bitki ve hayvan türleri barınmakta. Uzmanlara göre 5 tanesi endemik olmak üzere 100’ün üzerinde bitki ve hayvan türü burada yaşıyor. Bu türlerin korunması ve yaşamlarını devam ettirmesi için, ciddi bir uğraş vermek gerekiyor. Bu bağlamda DAÇEV’e önemli bir görev düşüyor ve bu görevi özenle sürdürmeleri gerekiyor. Ayrıca Yerel Tarih Gurubu da, kumulun yaşı 2 milyon diye düşünmeyip, onların da kumulla yakından ilgilenmesi ve destek vermesi gerekmektedir. Bu kumul, Ege ve Akdeniz’in jeolojik belleğidir. Bize üç milyon yıl önceden şirin hikâyeler anlatmayı sürdürüyor. Gelin, bu güzel hikâyenin sona ermesine izin vermeyelim. Onu yarımadamızla birlikte koruyalım… Sevgili hemşerilerim, bu kumulu ne kadar çok istersek isteyelim bir daha oluşturmamız mümkün değil. Bu nedenle sizlere önemli bir görev düşüyor. Siz ve çocuklarınız Gebekum’u tarihi bir eser gibi sonsuza kadar korumalısınız. Milyonlarca yılın uğraşması sonrasında meydana gelen bu doğal güzelliğin yok olmasına, gelin hep birlikte izin vermeyelim…

12 Şubat 2013 Salı

MEŞELERİ DİKTİK

Şansımıza hava harika idi, Gebekum'da buluştuk tüm gönüllü arkadaşlarla... Yanık orman sahası her ne kadar dikime hazırlanmış, yani yanık ağaçlar kaldırılmış olsa da çıplak görünümü ile iç acıtıcı idi. Düşünsenize tek bir çalı bile yok :( Birazdan sayın kaymakamımız Hamdi Üncü ile Orman şefimiz Ertan Kılcı geldiler, kaymakam bey yapılan çalışmaları özetledi ve derneğimize teşekkürlerini iletti. Hep beraber dört koldan alana dağıldık. Doğrusu kendi adıma hiç bu kadar kolaylıkla ağaç dikmemiştim, sevgili orman işçileri çukurları açmışlar, fidan torbalarını da çukurların yanlarına yerleştirmişlerdi, gayet hızlı bir şekilde diktik ağaçları. Bugün kendi yetiştirdiğimiz meşe fidanlarının 500 tanesi daha toprak ile buluştu, hepsinin tutacağına ilişkin iyi dileklerimizi doğa anaya gönderdik. Kaybettiğimiz üyelerimiz Nihat Akkaraca ve Gülşen Şimşek için dikilen fidanlar anılarını sonsuza dek yaşatır diye de ayrıca sevinçliyiz. Hızımızı alamamıştık. Tam rakam veremiyorum ama 100 kadar da harup diktik sanıyorum. Ağaç dikimi bittiğinde fedakar ve sıcakkanlı orman işçileri ile vedalaştık, bizi tekrar beklediklerini söylediler. Ne dersiniz? Yeni bir grup daha organize edip gelecek hafta bir dikim daha yapalım mı? Ağaç dikmek kadar coşku ve umut veren başka ne olabilir?

8 Şubat 2013 Cuma

MEŞE PALAMUTLARI TOPRAKLA BULUŞACAK

Sevgili Daçev üyeleri ve doğa dostları Derneğimizin son beş yılda ürettiği meşe fidanları toprakla buluşacak. Bildiğiniz gibi DAÇEV her sene ekim-kasım aylarında bölgemizde sayısı çok azalan meşe ağaçlarından palamutları topluyor, Orman şefliği ile işbirliği içinde tüplerde filizlendiriyor ve iki yıl kadar fidan olmalarını bekleyip dikiyor. Bu sene meşe palamutları çok anlamlı bir bölgeye dikilecek. Geçen yıllarda defalarca yanan Sarıliman-Gavurderesi mevkii tekrar ağaçlandırılıyor. Datça Orman Şefliği ağaçlandırma çalışmalarını sürdürürken Derneğimizin yetiştirdiği meşe fidanları için de bir yer ayırdı. Uzun yıllar sonra da olsa Datça eskisi gibi ulu meşelerle süslenmiş olacak. Görmeye ömrümüz yetmese bile yağmur rejimini etkileyecek bir koru olacağı fikri çok heyecan verici. Meşelerimizi kaybettiğimiz üyelerimiz Nihat Akkaraca ve Gülşen Şimşek anılarına dikeceğiz. Onları sevgi ile hep hatırlayacağız. Hepinizi 12 Şubat 2013 Salı günü saat 09:45’de Gebekum’daki Orman Şefliği Yangın Birimi’nde buluşarak yanık orman sahasına gitmek üzere bekliyoruz. Lütfen gecikmeyelim, arabalarla toplu halde ulaşacağız. İrtibat için telefon: 0536 2547837 SİZİN DE BİR DİKİLİ AĞACINIZ OLSUN DATÇA YİNE PALAMUTLARLA DOLSUN Görüşmek üzere sevgiler… (Ekteki fotoğraflar geçen sene Turizm Meslek Lisesi yanına Nihat Akkaraca anısına diktiğimiz fidanlardır. Hepsi tutmuş, gayet iyi durumdalar)

3 Şubat 2013 Pazar

ADAÇAYI ÇELİKLEME

Bugün 15 gönüllü arkadaşımızla  Datça Orman İşletme Şefliğinin Gebekum fidanlığında adaçayı çelikleme öğrendik, uyguladık.
Nasıl yaptık :   
1- Datça Orman İşletme Şefliği doğadan adaçayı biçti.

       


     2- Bir grup çelik kalemlerini hazırladı, 10-15 cm boyunda, bitkinin uç kısımlarından kesildi, yaprakları temizlendi.





    3- Siyah poşetlerin altına kum, üstüne toprak dolduruldu.





  4- Torbalar  köklenecekleri zamana kadar duracakları yere taşındı.
  5-Toprak iyice ıslatıldı.



     6-  Bir bardak su ve bir bardak ezilmiş aspirin hazırlandı. Kalemler önce su ve ardından aspirin tozuna batırıldı. Aspirinin ana maddesi olan asetilsalisilik asit  bitki gelişimini destekleyici, bağışıklığını güçlendirici bir rol oynadığı için tercih edildi.

      7- Ucu yuvarlak yemek bıçağı  ile toprağa 45 derecelik bir açıyla yer açıldı,  kalemler konup üzeri örtüldü.